Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Eylül 07, 2010, 07:20:52 ÖS
Duyurular: Sitemize Ücretsiz Üye Olabilirsiniz.

+  Farukiler Forumu
|-+  EDEP YA - HU
| |-+  FARUKÎ Sohbetleri
| | |-+  11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Yazdır
Gönderen Konu: 11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER  (Okunma Sayısı 813 defa)
pala06
Edep Ya-Hu
Administrator
Sr. Member
*****
Mesaj Sayısı: 301


Eksiru zikrallahi hatta yekulü mecnun


11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER
« : Ekim 07, 2008, 04:42:58 ÖS »


                                                                               
                                                                      Abdullah Fârukî el-Müceddidî

TARİKATLAR VE MEZHEPLER

Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ rasûlinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ Muhammedin ve ashâbihî ve ezvâcihî ve evlâdihî ve etbâihî ve ehl-i beytihî ve ümmehâtihî ve ebîhi bi-adedi külli şey’in fi’d-dünyâ ve’l-âhireti ve kezâlik. Ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) zamanında tarikat ve mezhep var mıydı?” diye çokça sorulmaktadır. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanında Cenâb-ı Hakk'ın emirleri Peygamberimiz (a.s.) ve O'nun sahâbîlerinin nefislerinde tatbik edilip yaşanıyordu. Ashâb-ı Kiram, ilâhî mesaj olarak gelen ayetleri onar onar ezberleyip nefislerinde uyguluyorlardı. Böylece onlar hem öğreniyor, hem de Kur'ân-ı Kerîm âyetleriyle amel ediyorlardı.

Bir gün sahabeden üç kişi Hz. Rasûlullah (s.a.v.)'in evine gelerek, Hz. Âişe annemize sordular: "Biz Rasûlullah (s.a.v.)'in bütün hallerine vakıf olamıyoruz. Bize evdeki hallerinden bahseder misin?"
Bunun üzerine Hz. Âişe (r.anhâ)  şöyle dedi: "Siz Kur'ân-ı Kerîm'i okumuyor musunuz? O'nun bütün hali Kur'ân-ı Kerim’dir, bilmiyor musunuz?"
Bu cevaptan sonra bu üç sahâbî şöyle dediler: "Biz Rasûlullah (s.a.v.) gibi olamayız; bizim daha fazla ibadet yapmamız gereklidir."

Bundan sonra onlardan birisi ömür boyu oruç tutacağını, ikincisi ömür boyu hiç evlenmeyeceğini, diğeri de sabahlara kadar uyumayacağını, geceleri ibadetle geçireceğini söyleyerek ayrıldılar. Onlar gittikten sonra Rasûlullah (s.a.v.) Efendimiz geldi ve Hz. Âişe (r.anhâ) olayı Efendimiz (a.s.)'a anlattı. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz de mescide gelerek bir hutbe irad etti. Hutbesinde şöyle buyurdu:
"Sizin içinizde Allah'ı (c.c.) en çok bilip korkan Ben olduğum halde, Benim sünnetimden kim yüz çevirirse, Benden değildir. Ben bazen oruç tutarım, bazen kadınlarımın yanına giderim, bazen de uyurum. İşte Benim yolum budur."(1) **


Mezheplerin Menşei

Rasûlullah (a.s.), sahabe ve tabiin dönemlerinden sonra ikinci asrın başlangıcından itibaren Müslümanların arasına giren fitneler dolayısıyla hizipleşmeler, bid'atler ve çeşitli görüşler ortaya atıldı. İslâm dinini dejenere edip yıkmak için gerek Yahudiler, gerek hariciler ve gerekse de şia ve diğer guruplar tarafından çeşit çeşit inançlar ortaya konulmaya, ameller ihdas edilmeye başlandı.

Bunun üzerine İslâm âlimleri hurafe ve bid'atlere, mantar gibi biten çeşit çeşit bozuk inançlara sahip olan bu mezheplere karşı mücadele ettiler. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sünnetini ve sahabelerin kavillerini göz önüne alarak mezheplerin hak olanlarıyla batıl olanlarını birbirinden ayırdılar. Bunun dışında kalan, bozuk hurafe ve bid'atlerle dolu olan yolları va'zu nasihatle anlattılar. Böylece hak mezheplerin Müslümanlara yön vermesinde yardımcı oldular. Hak mezhep olarak en son, amelde; Hanefî, Şâfî, Mâlikî, Hanbelî, itikatta ise; Maturûdî ve Eş'arî mezhepleri tespit edildi.


İşte Peygamber Efendimiz zamanında yaşanan Kur'ân-ı Kerim ve sünnet esasları, birinci asrın sonuna kadar bozulmadan devam etmiş, ikinci asrın başlangıcından itibaren çeşitli fitnelerle bozulmaya başlamıştı ki, o anda İslâm âlimlerinin ittifakıyla, Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin zamanında yaşanan fıkhî hayatın uzantısı olarak 'ehl-i sünnet ve'l cemaat' doğrultusundaki hak mezhepler etrafında toplandılar.

Böylece bu büyük İslâm âlimleri, Müslümanlara, kıyamete kadar uzanan büyük bir iyilikte bulunup onları tekrar Peygamber (s.a.v.) Efendimiz zamanında yaşanan İslâmî hayatta birleştirdiler.


Kaynağı Kuran ve Sünnet Olan Tasavvuf

Peygamber (s.a.v.) Efendimizin ahlâkî yönden en üstün olduğuna dair Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: "Habibim, muhakkak ki Sen büyük bir ahlâk üzeresin."(2)

Yine Peygamberimiz (s.a.v.)'in güzel ahlâkıyla ilgili olarak Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyrulmaktadır: "Mü'minlerden Sana tabi olanlara (iyilikle muamele et, merhamet) kanadını üzerlerine ger."(3)
Alâ' b. Es-Sıhhîr (r.a.)'den şöyle rivayet ediliyor: "Bir gün Efendimiz (a.s.)'ın huzuruna bir arabî geldi ve: “Yâ Muhammed (s.a.v.), İslâm nedir?” dedi. Efendimiz (s.a.v.) de cevaben: “Güzel ahlâktır.” buyurdu. Aynı şahıs Efendimiz (a.s.)'ın sağından, solundan, önünden, arkasından dolanarak tekrar sordu. Efendimiz (s.a.v.) de: “Güzel ahlâktır, öfkelenmemektir.” diyerek cevap verdi.(4)

Bu hadisede İslâm dininin ahlâkî yönden de olgunluğa önem verdiği görülmektedir; fakat ne var ki insanlar, yaratılış itibariyle iyi ve kötü ahlâklarla birlikte yaratılmışlardır. Gadap, şehvet, kibir, ucup, cimrilik, riya, haset, kendini üstün görme gibi kötü özellikler, insanoğlunun nefsinde mevcuttur. Buna işaret olarak Kur'ân-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:
"Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis Rabbimin merhameti olmadıkça kötülüğü emreder. Doğrusu Rabbim bağışlayandır, merhamet edendir."(5)

Yine Kur'ân-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır: "Sonra da ona (nefse) iyilik ve kötülük kabiliyetini verene de and olsun ki, kendini (nefisini) arıtan saadete ermiştir."(6)

İnsanoğlu kötü ahlâklarla şeytana ve nefsine tabi olursa, o zaman cehennemin en alt tabakalarına kadar alçalır. Eğer güzel ahlâk sahibi olup Allah'a ve Rasûl'üne itaat ederse, en yüksek dereceye yükseltilir. Bu hususta Kur'ân-ı Kerim’de: "Biz insanı en güzel şekilde yarattık. Sonra onu aşağıların en aşağısı yaptık. Yalnız inanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır. Onlara kesintisiz ecir vardır."(7)
Şu ayet-i kerime ise güzel ahlâklı Müslümanlar için bir müjdedir: "İşte ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde kibir ve fesat peşinde koşmayan kimselere tahsis ederiz. (İyi) sonuç muttaki olanlarındır.”(Cool

Asr-ı Saadet'te Ehl-i Suffe diye adlandırılan bir kısım sahabîler, Peygamberimiz (s.a.v.)'in yanında hem şerî ilimlerini geliştirir, hem de nefis tezkiyesi yaparlardı. Böylece onlar insanların Allah'ın hidayete kavuşmasına örneklik yapmaktaydılar. Allah'ın Rasûl'ü (s.a.v.) Hz. Muaz'ı Yemen'e vali (veya elçi olarak) gönderdiği zaman, ona aynen şöyle buyurdu: "Allah'a yemin ederim ki, senin irşadınla tek bir kişinin hidayete kavuşturulması, senin için kırmızı develerin olmasından daha hayırlıdır."(9)***

--------------------------------------------------

* Bu makale Abdullah Farukî el-Müceddidî (k.s.) Hazretlerinin 'İslâm'da Zikir ve Râbıta' (Ankara 1997) adlı eserinden (s.115-122) iktibas edilmiştir.

** Hâdis-i şerifte bariz bir şekilde görülmektedir ki Efendimiz (s.a.v.) ashabını irşâd etmiş, onlara doğruları telkin etmiş ve Sahabe-i Güzin efendilerimiz de kendilerine telkin edilen dinin tüm emirlerini nefislerinde yaşamışlardır. Efendimiz (s.a.v.)'in ashabına irşadı bazen; onlara bilmediklerini öğretmek, kötülüklerden sakındırmak, iyilikleri emretmekle, bazen de aşırılıklardan korumakla yani orta yolu telkin etmekle olmuştur. Mübarek Efendimiz Hz. Abdullah Faruki El-Müceddi Hz.leri bu hadisle Peygamber Efendimiz (a.s.)'ın ashabını nasıl irşad ettiğini ifade etmiş ve tasavvufun bizzat Asr-ı Saadet'te yaşanışına dair bir örnek sunmuştur.

*** Mübarek Efendimiz Hz. Abdullah Faruki El-Müceddi Hz.leri bu makalesinde mezheplerin çıkışını anlattıktan sonra Rasûlullah Efendimizin güzel ahlâkından bahsetmektedir. Daha sonra ise insanların bu güzel ahlâkları, nefislerinin kötülüğe meyyal olması sebebiyle hayata geçirme noktasında büyük güçlüklere maruz kaldıklarını anlatarak, Rasûlullah (s.a.v.)'den sonra ahlâkların da tıpkı amel ve itikatların bozulduğu gibi bozulduğu ve takva üzere yaşantının terk edildiğini işaret etmektedir.
İşte insanların hidayetleri için diğer amelî ve itikadî mezhepler nasıl zorunlu olarak ortaya çıkmışsa, bir ahlâk okulu olan tasavvuf mektepleri de zorunlu olarak ortaya çıkmıştır. Çünkü severek, aşk üzere ihlâsla kulluk yapabilecek, olgun ruhlu, sâlih insanlar yetiştirmek için Rasûlullah (s.a.v.)'in batın yönlü irşadına varis olan âlim ve ariflerin ümmet-i Muhammed içerisinde hep var olmak zorundadır.


Kaynakça:
1. Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5.
2. el-Kalem, 68/4.
3. eş-Şuara, 26/215.
4. Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inden naklen İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi'd-Dîn, 6/169 ; Benzer rivayetler için bkz. Buhârî, Birr 62.
5. Yûsuf, 12/53.
6. eş-Şems, 91/8, 9.
7. et-Tîn, 95/4, 5, 6.
8. el-Kasas, 28/83.
9. Buhârî, Cihad 102, 143 ; Fedâilü Ashâbi'n-Nebî 9 ; Müslim, Fedâilü's-Sahâbe 35.

« Son Düzenleme: Ekim 07, 2008, 04:47:50 ÖS Gönderen: pala06 » Kayıtlı

Men ağberat gademahu fi sebilillahi harreme hullahü alennar...
süleyman osmanlı
Newbie
*
Mesaj Sayısı: 43


YOL ARAMA YORULURSUN, NAMAZLA MUTLU OLURSUN.


Ynt: 11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER
« Yanıtla #1 : Ekim 30, 2008, 04:41:04 ÖS »

Cenab-ı Hakk razı olsun.
Bir sonraki yazıyı bekliyoruz inşallah...
 
Kayıtlı

Rasulullah sevgisi bir gül misali ancak ayrık otlarından temizlenmiş Gülşende neşvü nüma bulur.
pala06
Edep Ya-Hu
Administrator
Sr. Member
*****
Mesaj Sayısı: 301


Eksiru zikrallahi hatta yekulü mecnun


Ynt: 11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER
« Yanıtla #2 : Kasım 02, 2008, 11:59:10 ÖÖ »

Cenab-ı Hakk bütün ümmeti Muhammet'ten razı olur inşallah... Sizleri daha sık aramızda görmek isteriz...

Kayıtlı

Men ağberat gademahu fi sebilillahi harreme hullahü alennar...
ayşe
Ziyaretçi
Ynt: 11. Makale: TARİKATLAR VE MEZHEPLER
« Yanıtla #3 : Nisan 01, 2009, 10:48:08 ÖÖ »

S.A...allah böyle zaatların himmetini üzerimize daim eylesin.rabbim kendisine bol bol ibadet eden kullarından eylesin.tabii mürşidine hizmet eden kullardan eylesin .
Kayıtlı
Sayfa: [1] Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme © Gaia
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!