Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
Eylül 07, 2010, 07:31:38 ÖS
Duyurular: Sitemize Ücretsiz Üye Olabilirsiniz.

+  Farukiler Forumu
|-+  EDEP YA - HU
| |-+  FARUKÎ Sohbetleri
| | |-+  4. Makale : Rasulullah’ı Görmeyen Göz Neye Yarar?
« önceki sonraki »
Sayfa: [1] Yazdır
Gönderen Konu: 4. Makale : Rasulullah’ı Görmeyen Göz Neye Yarar?  (Okunma Sayısı 796 defa)
pala06
Edep Ya-Hu
Administrator
Sr. Member
*****
Mesaj Sayısı: 301


Eksiru zikrallahi hatta yekulü mecnun


4. Makale : Rasulullah’ı Görmeyen Göz Neye Yarar?
« : Mart 13, 2008, 06:20:27 ÖS »


                                                                               
                                                                      Abdullah Fârukî el-Müceddidî

RASULULLAH'I GÖRMEYEN GÖZ NEYE YARAR

Elhamdülillahi Rabbi’l-Alemin. Ve’s salatü  vesselamü  ala Rasulina  Muhammedin ve ala ali Seyyidina Muhammedin  eshabihi ve ezvacihi ve evladihi ve etbaihi ve ehl-i beytihi ve ümmehatihi ve ebihi bi adedi külli şey’in fi’d-dünya ve’l ahireti  ve kezalik. Ve’l-hamdü lillahi Rabbi’l Alemin.

          Rasul-i Kibriya (s.a.v.)  Efendimiz’i görmek birçok çeşittir:

          1-Rasul-i Ekrem Efendimizin ruhaniyetini rüyada görmek; dünya ve ahiret saadetidir. Rasul-i Ekrem Efendimiz’i rüyasında gören bahtiyarlar, muhakkak uyanıkken açıktan da görecektir. Zira efendimiz(s.a.v.): “Beni rüyasında gören uyanıkken de görecektir. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez.” buyurmaktadır. Bu hadisten de anlaşılıyor ki Efendimiz (s.a.v.)’i rüyada bir kimse gördüğü zaman o haktır ve gerçektir. Er veya geç açıktan da mutlaka görecektir. Bu hayatta iken de olabilir, halet-i nezi’de (ölüm halinde) de olabilir.

          2- Rasul-i Ekrem Efendimiz’i görmek hakkında diğer bir görüş de; O’nu ahlaki yönden görmektir. O’nun terbiyesi ve eğitimi bizatihi, doğrudan doğruya Cenab-ı Hakk tarafından yapılmıştır. Zira bir hadis-i şeriflerinde Rasul-i Muhterem Efendimiz “Beni Rabbim terbiye etti ve edebimi ne güzel eyledi.” buyurmaktadır. Cenab-ı Hakk Azimüşşan Hazretleri Kur’an-ı Kerim’in çeşitli yerlerinde Rasulullah Efendimiz’in insanlara karşı nasıl davranacağını ve insanların da nasıl hareket edeceklerini bizatihi emretmektedir. İşte Efendimizin ahlakı, davranışı ve hareketlerine sünnet-i seniyye diyoruz. Yani O’nun sünnetlerini yaşayınca insanda ne bir kibir, ne hased, ne şehvet, ne cimrilik, ne korkaklık ve ne de kaba hareketler görülmez. Çünkü Efendimiz’in gayesi insanlar arasında; sevgi kardeşlik ve hoşgörü ilkelerini yaymaktadır. Bir gün Sahabe’den(bir gurup) üç kişi Hazret-i Aişe (r.anha)validemizin huzurlarına gelerek: “Ey Mü’minlerin annesi! Bizler Rasulullah’ın gece ve evdeki hareketlerini(ibadetlerini) göremiyoruz, onun için size geldik. Çünkü siz devamlı Efendimiz’i görüyorsunuz. Bize onun (evdeki ibadet) ahlakından haber verin ki bizler de onlardan istifade edelim.” diyerek arz-ı hal ettiler. Mü’minlerin  annesi Hazret-i Aişe (r.anha) onlara; sordukları hususu açıkladı. Bir rivayete göre de Sa’d b. Hişam, Efendimizin ahlakını sordu ve Hz. Aişe annemiz ona; “Sen Kur’an okumuyor musun?  Efendimiz’in ahlakı Kur’an’dı.” diyerek durumu anlattı.

    Daha sonra bu üç Sahabi, Hazret-i Aişe validemizin yanından ayrılırken: “Biz Rasulullah gibi olamayız.” dediler. Birisi: “Ben ömrümün sonuna kadar oruç tutacağım.”, diğeri; “Ben de geceleri uyumayıp ibadet edeceğim.” bir diğeri ise; “Ben de hanımlarıma yaklaşmayacağım.” dediler. Rasulullah efendimiz gelince olanları Hazret-i Aişe validemiz Rasul’ü Kibriya’ya anlattı. Bunun üzerine Efendimiz(s.a.v.) mescid-i Nebevide bir bir hutbe irad etti ve:

   “İçinizde Allah’tan en çok korkanınız benim, Allah’ı en iyi bileniniz de benim. Böyle olduğu halde; kimi zaman oruç tutarım, kimi zaman iftar ederim, kimi zaman hanımlarımla beraber olurum, kimi zaman da geceleri ibadet ederim, bazen de uyurum. Kim benim sünnetimi terk ederse benden değildir.” buyurdu.

       İşte din, Rasul-i Ekrem Efendimiz’in getirdikleridir. İşte göz de bunu görmelidir. Kim ki O’nun getirdiklerinin dışına çıkıp yeni bir şey icad ederse o merduddur. Allah indinde makbul değildir. Allah’ın hoşuna giden ameller, Allah indinde makbul olan ameller Rasulullah Efendimiz’in sünnetleridir.

         3-Diğer bir görme şekli de şöyledir: O’nun getirdiği ahkâm-ı ilahiyyeyi görmek, kabul edip yaşayarak yaymaktır. Allah’ı zikredip Rasulü’ne salât-ü selam getirdikten sonra Allah’ın emirlerini ve Rasulü’nün sünnetlerini yaşamaktır. Bütün hal ve hareketlerini O’na uyarak tanzim etmektir. İşte, Rasul-i Ekrem Efendimiz(s.a.v)’den O’nun sevgisinden, O’nun sünnetinden bihaber olan insan kördür. Böylece Cenab-ı Hakk’ın emirlerini, Efendimiz’in sünnetlerini bilmeyip, öğrenmeyen yaşamayan insana o taşıdığı gözler yüktür. Asıl görmeyen, kör olan insan Cenb-ı Hakk’tan, Rasulullah Efendimiz’den uzak olan insandır. Zira Cenab-ı Hakk Ta-ha Suresi 124. ayetinde: “Kim de beni anmaktan (ibadetleri yerine getirmekten) yüz çevirirse şüphesiz onun için sıkıntılı bir hayat olacak ve biz onu kıyamet gününde kör olarak haşredeceğiz.” buyurmaktadır. Kul Cenab-ı Hakk’a sorar: “Ya Rabbi! Halbu ki ben dünyada iken görüyordum. Niçin beni kör olarak haşrettin?” Allah Teala buyurur ki: “Hayır! Sen dünyada iken benim emirlerimi görmüyordun, onun için ben seni kör haşrettim.” Hac Suresi 46. ayetinde ise şöyle buyrulur: “(Sana karşı çıkanlar) hiç yeryüzünde dolaşmadılar mı? Zira dolaşsalardı, elbette düşünecek kalpleri ve işitecek kulakları olurdu. Ama gerçek şu ki; gözler kör olmaz. Lakin göğüsler içindeki kalpler kör olur.

          Nitekim Rasulullah Efendimiz : “İhsan; Allah’ı görürmüşcesine ibadet etmektir.” buyuruyor. Kul Cenab-ı Hakk’ın farz ve emirlerini yaptıktan sonra Rasul-i Ekrem Efendimiz’in sünnetlerini o denli yaşar ki Cenab-ı Hakk onun bu hareketlerinden razı olur. Razı olunca da onun gören gözü, işiten kulağı, şiddetle kavrayan eli olur. Bundan sonra da o kul cennette en yüksek makamlara eriştirilir. İşte dünyada iken Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’i görmek; getirdiği ahlakı ve ahkâmı yaşama ve sünnetlerine uymaktır. Bu görüş kendisini Cenab-ı Hakk’ın yakınlığına erdirir. Ve hadis-i kudsinin sırrına mahzar eder. Ve bu sünnetleri yaşama ile Cenab-ı Hakk onun gören gözü olur. Böylelikle ihsan mertebesi hâsıl olur. Yani kulun, Rasul-i Ekrem’in getirdiği esaslara inanıp yaşayarak görme ve inanma mertebelerine erişmesi, kendisini hadis-i kudsideki esrara sahip olmaya iletir.

      Ayrıca İmam-ı Rabbani Hazretleri bu konuyla ilgili olarak Mektubat’ında : “Salikler seyr-i süluklerini ikmal ederken yapmış oldukları sünnetlerle cennette dereceleri ziyadeleşir.” buyurmaktadır. Görüldüğü gibi bu şekilde görmek daha kapsamlı ve daha faydalıdır.

Ve’s-Selamu ala men ittebe’a’l-Hüda.


Kaynaklar:
*Not: Bu makale, Özlenen Fark dergisi (Mayıs-Haziran 1998)22–23 sayısından iktibas edilmiştir.
1.Dağıstani, Zübdetü’l-Buhari, 1483
2-Askeri, Ali (r.a.)den rivayet etmiştir.
3-Müslim Sa’d b.Hişam’dan, İ.Canan, Kütüb-i Sitte Muhtasarı ve 
   Şerhi, c. 11, s. 239
4-Buhari, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5
5-Bk. Buhari Rikak: 38;  Nevevi, Riyazü’s-Salihin, c.1, s. 147 

« Son Düzenleme: Mart 13, 2008, 06:22:19 ÖS Gönderen: pala06 » Kayıtlı

Men ağberat gademahu fi sebilillahi harreme hullahü alennar...
ayşe
Ziyaretçi
Ynt: 4. Makale : Rasulullah’ı Görmeyen Göz Neye Yarar?
« Yanıtla #1 : Temmuz 21, 2008, 07:41:25 ÖS »

S.A. ellerine saglık abicim.çok güzel.ALLAH .razı olsun.paylaşım için.selametle....
Kayıtlı
Sayfa: [1] Yazdır 
« önceki sonraki »
Gitmek istediğiniz yer:  


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz

MySQL Kullanıyor PHP Kullanıyor Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC
SMF Theme © Gaia
XHTML 1.0 Uyumlu! CSS Uyumlu!